LGS-YKS-DGS Danışmanlığı

24 Kasım: Bir Öğretmenin İzi Neden Ömür Boyu Sürer?

Türkiye’de 24 Kasım, takvimdeki sıradan bir gün değildir. Mustafa Kemal Atatürk’ün 1928’de Millet Mektepleri’nin Başöğretmenliğini kabul etmesinin anısına kutlanan bu gün, eğitime verilen değerin sembolüdür. Ama ben her 24 Kasım’da resmî tarihten çok, tek tek yüzleri düşünürüm: ilk harfi öğreten öğretmeni, denemeden bir gün önce “yapabilirsin” diyen sesi, bir öğrenciye kendi gözüyle göremediği potansiyeli gösteren o anı. Bu yazı bir kutlama mesajından ibaret değil; bir öğretmenin bir hayatı neden bu kadar derinden etkilediğine ve bu emeğin hakkını nasıl verebileceğimize dair küçük bir düşünme denemesi.

Bir İsim, Yıllar Sonra Hâlâ Hatırlanıyorsa

İnsanlara hayatlarını değiştiren bir öğretmenlerini sorun; neredeyse herkesin aklına hemen bir isim gelir. İlginç olan şu: O isim çoğu zaman en çok ders geçiren ya da en sert not veren öğretmen değildir. Genellikle, bir öğrenciye o güne kadar kimsenin söylemediği bir şeyi söyleyen kişidir: “Sen bunu yapabilirsin.” Kendi öğrencilik yıllarımdan bende kalan da bir formül ya da bir kural değil, zor bir dönemde bir öğretmenimin bana gösterdiği sabırdı. O sabır, yıllar sonra benim de bir mentör olarak öğrencilere yaklaşımımın temeli oldu. Bir öğretmenin izi işte bu yüzden ömür boyu sürer: Aktardığı bilgi zamanla unutulabilir, ama bıraktığı güven duygusu kalıcıdır.

İyi Bir Öğretmen Aslında Neyi Değiştirir?

Bir öğretmenin etkisi sadece sınav notlarıyla ölçülemez, çünkü asıl değişim genellikle görünmez yerlerde olur. İyi bir öğretmen, öğrencinin bir derse bakışını değiştirir; “matematikten korkan” bir çocuğu “matematiği merak eden” birine dönüştürebilir. Bir hatayı utanılacak bir şey olmaktan çıkarıp öğrenmenin doğal bir parçası hâline getirir. Belki de en önemlisi, öğrenciye kendi kendine öğrenmeyi öğretir; yani onu bir gün kendisine ihtiyaç duymayacak hâle getirmeyi amaçlar. Gerçek öğretmenliğin paradoksu budur: En büyük başarı, öğrencinin artık öğretmene muhtaç olmadan yoluna devam edebilmesidir.

İz Bırakan Öğretmenlerin Ortak Yanları

Yıllar içinde birçok öğretmeni gözlemleme fırsatım oldu ve fark ettim ki öğrencilerin yıllar sonra hatırladığı öğretmenler genellikle birkaç ortak özelliği paylaşıyor. Birincisi, öğrenciyi bir sınıf mevcudunun parçası olarak değil, bir birey olarak görmeleri; ismini, hâlini, o gün neden dalgın olduğunu fark etmeleri. İkincisi, beklentilerini yüksek ama ulaşılabilir tutmaları; öğrenciye “senden fazlasını bekliyorum çünkü yapabileceğini görüyorum” mesajını vermeleri. Üçüncüsü, hata karşısındaki tutumları; iyi öğretmen hatayı cezalandırmaz, onu bir öğrenme anına çevirir. Dördüncüsü ise tutarlılıktır: Öğrenci, öğretmenin bugün de yarın da aynı adil ve sakin kişi olacağını bildiğinde güven duyar. Bu özellikler doğuştan gelen bir yetenek değil, bilinçli bir emeğin sonucudur.

Öğretmen ve Mentör: Aynı Köke Bağlı İki Dal

Eğitim koçluğu yaparken sık sık şunu fark ediyorum: Yaptığımız işin özü, iyi öğretmenlerin yüzyıllardır yaptığı şeyin bir uzantısı. Bir öğrenciye yalnızca “ne çalışacağını” değil, “neden yapabileceğini” göstermek; onu yargılamadan yönlendirmek; düştüğünde suçlamak yerine kaldırmak. Bunlar bir koçun da, iyi bir öğretmenin de ortak dilidir. Bu yüzden Öğretmenler Günü, bizim için sadece bir nezaket günü değil; aynı zamanda kendi işimizin köklerine duyduğumuz bir saygı günüdür. Sınıfta bir öğretmenin yaktığı kıvılcımı, biz birebir süreçte canlı tutmaya çalışıyoruz.

Anlamlı Bir Teşekkür Nasıl Edilir?

Öğretmenler Günü denince akla genellikle bir çiçek ya da kısa bir kutlama mesajı gelir. Bunlar güzeldir; ama bir öğretmen için en değerli teşekkür, çoğu zaman maddi bir şey değildir. Yıllardır eğitimin içinde olan biri olarak gözlemim şu: Öğretmenleri en çok mutlu eden şey, emeklerinin bir karşılık bulduğunu görmektir. Aşağıdaki birkaç fikir, bir kutlama mesajından daha fazlasını anlatır.

  • Somut bir anıyı hatırlatın. “İyi ki varsınız” yerine, “şu konuyu anlatış şekliniz hayatımı değiştirdi” demek çok daha güçlüdür. Öğretmenler, bıraktıkları izi nadiren duyarlar.
  • Eski bir öğretmeninize ulaşın. Mezun olduktan yıllar sonra gelen tek bir mesaj, bir öğretmen için belki de o yılın en değerli hediyesidir.
  • Öğrendiğinizi aktarın. Bir öğretmenin size öğrettiğini bir başkasına öğretmek, o emeğe verilebilecek en büyük saygıdır.
  • Çocuğunuzun öğretmenine güven gösterin. Veliyseniz, öğretmenle iş birliği içinde olmak ve mesleğine saygı duymak, en kıymetli desteklerden biridir.

Velilere Küçük Bir Hatırlatma

Öğretmen-öğrenci ilişkisinin görünmeyen üçüncü tarafı velidir. Bir öğretmenin etkisi, evde desteklendiğinde katlanır; aksine, evde değersizleştirildiğinde zayıflar. Çocuğunuzun yanında öğretmenine saygıyla yaklaşmak, ona aslında “bu kişiye güvenebilirsin” mesajını verir; bu güven de öğrenmenin önünü açar. Bir öğretmenin sınıfta kurduğu otoriteyi evde bir cümleyle yıkmak kolaydır; ama aynı kolaylıkla, evde söylenen tek bir destekleyici söz o otoriteyi pekiştirebilir. Bu yüzden Öğretmenler Günü’nü, sadece bir tebrik günü olarak değil, eğitime hep birlikte sahip çıktığımızın bir hatırlatıcısı olarak görmekte fayda var.

Bugün Yapabileceğiniz Tek Bir Şey

Eğer bu yazıdan tek bir şey yapacaksanız, şu olsun: Hayatınızda iz bırakmış bir öğretmeninizi düşünün ve mümkünse ona ulaşıp tek bir cümleyle ne yaptığını anlattığını söyleyin. Kimi zaman tek bir teşekkür, bir öğretmenin koca bir yılına güç katar. Çünkü öğretmenlik, sonuçları çoğu zaman yıllar sonra görülen, sabır isteyen bir emektir; ve o emeğin görüldüğünü bilmek, devam etmek için en büyük motivasyondur. Bir denemenin sonucu birkaç haftada belli olur; ama bir öğretmenin ektiği tohumun meyvesi bazen on yıl sonra ortaya çıkar. İşte bu yüzden öğretmenlik, sabrın en saf hâlidir.

Mentorium ailesi olarak, geleceği şekillendiren tüm öğretmenlerimizin önünde saygıyla eğiliyor, emeklerini minnetle anıyoruz. İlk harfi öğretenden son deneme öncesi “yapabilirsin” diyen o seslere kadar, yolumuza ışık tutan herkese teşekkür ederiz. 24 Kasım Öğretmenler Günü’nüz kutlu olsun.

Mehmet Ali Paçacı

About Mehmet Ali Paçacı

Mehmet Ali Paçacı eczacılık eğitiminin gerektirdiği analitik düşünce yapısını ve akademik disiplini, genç sporculara verdiği basketbol antrenörlüğü tecrübesiyle harmanlayan bir eğitim koçu ve stratejistidir. LGS ve YKS gibi zorlu hazırlık süreçlerinde öğrencilere; sürdürülebilir çalışma sistemleri kurma, kriz anlarında motivasyonu yönetme ve tıpkı bir sporcu gibi hedefe odaklanma konularında rehberlik etmektedir. Sloganı: "Başarı yetenekten değil, doğru sistemden doğar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir