“En iyi eğitim ve sınav koçu kim?” sorusu, internette en çok aratılan ama en yanlış kurulmuş sorulardan biri. Çünkü koçlukta “en iyi” diye herkes için geçerli, tek bir isim yoktur. Bir öğrenci için mucize gibi çalışan bir koç, bir başkası için tamamen etkisiz kalabilir. Yıllardır hem öğrencilerle birebir çalışan hem de eczacılık eğitiminin içinden gelen biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Doğru koç, en çok reklam veren ya da en yüksek sesle konuşan değil; sizin öğrencinizin mevcut durumuna en iyi oturan kişidir. Bu yazıyı bir tanıtım metni olarak değil, bir veli ya da öğrenci olarak doğru kararı verebilmeniz için bir pusula olarak yazdım.
Eczacılık öğrenciliğimde laboratuvarda öğrendiğim bir şey, bu konuya bakışımı kalıcı olarak değiştirdi. Bir solüsyonu hazırlarken miligramın onda biri kadar bir sapma bile sonucu bozabiliyordu; “yaklaşık olsun” diye bir şey yoktu. Önce hastayı, yani durumu tam olarak anlardık; doğru dozu ancak ondan sonra konuşurduk. Eğitim koçluğu da tıpkı böyle çalışır. İyi bir koç, öğrenciyi tanımadan reçete yazmaz. Sizi ilk görüşmede bir kalıbın içine sokmaya çalışıyorsa, oradaki en büyük uyarı işaretini görmüşsünüz demektir.
“En İyi” Aslında Yanlış Soru
Aileler aramaya çoğu zaman “piyasanın en iyisini” bulma niyetiyle başlar. Oysa bu, ayağınıza uyup uymadığına bakmadan en pahalı ayakkabıyı almaya benzer. Asıl sorulması gereken şudur: “Bu kişi, benim çocuğumun bugünkü durumundan hedefine giden yolu nasıl kuracak ve bu yolu aylarca nasıl ayakta tutacak?” Çünkü sınav süreci tek bir görüşmeyle bitmez; haftalarca, bazen bir yıldan uzun süren bir yol arkadaşlığıdır. Bu yolda koçun teknik bilgisi kadar öğrenciyle kurduğu güven de sonucu belirler. Konuşurken sürekli kendi başarılarından bahseden değil, sizin öğrencinizi merak edip soru soran bir koç, doğru yoldasınız demektir.
Burada bir noktanın altını özellikle çizmek isterim: “İyi koç” kavramı, öğrencinin yaşına ve hedefine göre bile değişir. Sekizinci sınıfta LGS’ye hazırlanan bir öğrencinin ihtiyaç duyduğu yaklaşımla, üniversite tercihini netleştirmeye çalışan bir on ikinci sınıf öğrencisinin ihtiyacı aynı değildir. Birinde disiplin ve oyunlaştırılmış bir motivasyon öne çıkarken, diğerinde stratejik karar verme ve kaygı yönetimi ağır basar. Dolayısıyla “en iyi koç” listeleri aramak yerine, “benim öğrencimin bu dönemine en uygun koç kim?” diye sormak çok daha isabetli bir başlangıçtır.
İyi Bir Koçu Ele Veren Üç Davranış
Görüşmelerde dikkatimi çeken ilk şey, koçun ne kadar konuştuğu değil, ne kadar dinlediğidir. Tecrübeli bir koç, ilk yarım saatte ağırlıklı olarak sorular sorar: Hangi derslerde tıkanıyorsun, günde gerçekte kaç saat çalışabiliyorsun, son denemende net dağılımın nasıldı? Hazır bir konuşmayı ezberden anlatan değil, sizin verdiğiniz cevaplara göre yön değiştiren bir koç, süreci de öğrenciye göre şekillendirecek demektir. Dinlemeyi bilmeyen bir koç, kişiye özel program da kuramaz.
İkinci işaret, dürüstlüktür. “Kesinlikle kazandırırız”, “puanını şu kadar artırırız” gibi garantiler kulağa güven verici gelse de aslında tam tersi bir alarmdır. Ciddi hiçbir koç sonucu garanti edemez; çünkü sonucu belirleyen sadece koç değil, öğrencinin günlük uygulamasıdır. Güvenilir bir koç “kesin kazandırırız” demez; “şu adımlarla başarı olasılığını ciddi biçimde artırırız” der. Bu ikisi arasındaki fark, bir satıcı ile bir rehber arasındaki farktır.
Üçüncüsü ise süreci somut anlatabilmektir. İyi bir koça “Nasıl ilerleyeceğiz?” diye sorduğunuzda muğlak cümleler değil, net bir çerçeve duyarsınız: ilk hafta tanı ve ölçüm, sonra kişiye özel program, düzenli görüşmeler, deneme analizleri ve haftalık geri bildirim. Takip yönteminin ve görüşme sıklığının belirsiz bırakıldığı her durumda temkinli olun. Ölçülemeyen bir süreç, yönetilemeyen bir süreçtir.
Reklamın Söylemediği: Uyum Faktörü
Bir koçun özgeçmişi etkileyici olabilir; ama öğrenciyle arasındaki kimya tutmuyorsa o özgeçmiş kâğıt üzerinde kalır. Çekingen, kendine güveni düşük bir öğrencinin sert ve baskıcı bir koçla ilerlemesi çoğu zaman zordur. Tam tersine, dağınık ama enerjik bir öğrenci, kendisine sınır çizebilen bir koçla daha hızlı toparlanır. “En iyi koç” dediğimiz şey, çoğu zaman bu uyumun başka bir adıdır. Bu yüzden ilk görüşmeyi, bir tanışma değil, bir uyum testi olarak görün: Öğrenci bu kişiyle konuşurken rahat mı, yoksa savunmaya mı geçiyor?
İlk Görüşmeden Sonraki İki Hafta Çok Şey Anlatır
Bir koçun gerçekten iyi olup olmadığı, çoğu zaman parlak ilk görüşmede değil, onu izleyen iki haftada belli olur. Bu süre, bir sporcunun yeni antrenörüyle geçirdiği ilk idmanlara benzer: Sözler değil, davranışlar konuşmaya başlar. İlk iki haftada şunlara bakın: Size verilen program öğrencinin gerçek gününe oturuyor mu, yoksa kâğıt üzerinde güzel görünüp uygulanamayan bir takvim mi? Koç, ilk haftanın sonunda neyin tutmadığını sorup planı revize ediyor mu, yoksa aynı programı ısrarla mı dayatıyor? Öğrenci görüşmelerden sonra “ne yapacağımı biliyorum” duygusuyla mı çıkıyor, yoksa kafası daha mı karışık? Bu üç gözlem, en iyi referans mektubundan daha güvenilir bir kanıttır.
Veli Olarak Sizin Yeriniz Ne?
Doğru koçu bulmak kadar, sürece doğru biçimde dâhil olmak da önemlidir. İyi bir koçluk üçgeninin üç köşesi vardır: öğrenci, koç ve veli. Velinin görevi öğretmenin yerine geçmek ya da sürekli “ders çalış” demek değil; koçla aynı yöne bakmaktır. Çocuğunuzun yanında koça duyduğunuz güveni göstermek, öğrenciye dolaylı olarak “bu sürece güvenebilirsin” mesajını verir. Aşırı kontrolcü olmak da, tamamen geri çekilmek de süreci zedeler; doğru denge, koçtan düzenli bilgi almak ama günlük uygulamayı öğrenciyle koça bırakmaktır. Bu dengeyi kuran ailelerde ilerlemenin belirgin biçimde hızlandığını defalarca gözlemledim.
Karar Vermeden Önce Kendinize Sorun
Bir koçla yola çıkmadan önce şu birkaç soruyu kendinize dürüstçe sorun: Bu koç öğrencimi gerçekten dinledi mi, yoksa hazır bir paketi mi sundu? Bana sürecin nasıl ölçüleceğini somut anlattı mı? Garanti vaadi yerine gerçekçi bir yol haritası mı çizdi? Görüşmeden sonra öğrencim umutlu ve daha net mi hissediyor, yoksa baskı altında mı? Bu soruların cevapları, en parlak broşürden daha çok şey anlatır.
Laboratuvarda doğru dozu bulmanın tek yolu, önce ölçmek, sonra ayarlamaktı. Eğitim koçluğu da öyle: Doğru koç, öğrencinizi ölçmeden bir şey vaat etmeyen, vaat ettiğinde de bunu gerçekçi tutan kişidir. “En iyi” sıfatını broşürden değil, bu davranışlardan okuyun.
Mentorium Olarak Yaklaşımımız
Mentorium olarak süreci tam da bu çerçevede kuruyoruz: Önce öğrenciyi dinleyip mevcut durumunu çıkarıyor, ardından kişiye özel bir çalışma planı oluşturuyor ve her hafta neyin işe yaradığını ölçerek planı revize ediyoruz. Hiçbir öğrenciye “kesin kazandırırız” demiyoruz; bunun yerine doğru alışkanlıkları kurarak potansiyeli en iyi şekilde kullanmasını hedefliyoruz. LGS, YKS ve DGS süreçlerinde, hem yüz yüze hem online olarak bu yaklaşımla çalışıyoruz. Size uygun olup olmadığını görmek için en sağlıklı yol, hiçbir yükümlülük doğurmayan bir tanışma görüşmesidir; bu görüşmede yukarıdaki işaretleri kendiniz test edebilirsiniz.
Özetle: “En iyi eğitim ve sınav koçu” diye aradığınız şey bir unvan değil, sizin öğrencinize uyan, dürüst ve ölçülebilir bir süreçtir. Hazırlıklı gidin, doğru soruları sorun, garanti vaatlerinden uzak durun ve kararınızı broşüre değil, gördüğünüz davranışlara göre verin.